Güncelleme: 14:03 TSİ 21 Temmuz 2019 Pazar
Makale detayı
Facebook'ta Paylaş

1924 Anayasası'nı kurucu meclis yapmadı

Cemil Koçak
Güncelleme: 09:42 TSİ 22 Ekim 2011 Cumartesi

 

1924 anayasası tek partili bir meclis tarafından hazırlandı; fakat sanıldığının aksine önemli tartışmalara neden oldu; pek çok madde önerisi reddedildi ya da değiştirildi.

1924 anayasası sadece CHP’lilerden oluşan ikinci meclis tarafından gündeme alındı; hayret edilecek nokta, bu sırada tek parti yönetimi henüz kurulmadığı ve kurulacağına ilişkin bir işaret de bulunmadığı halde, CHP içinde meclise yansıyan tartışmaların serbestliği ve çeşitliliğidir. Yeni anayasanın tartışılmaya başlandığı şu günlerde ilkinin yarattığı bazı görüş ayrılıklarını hatırlamanın zamanıdır.

Günümüzde dillendirilen olağan meclislerin anayasa yapamayacaklarına ilişkin görüş de, ikinci meclisin toplanmasından sonra yapılan bu yeni anayasanın yapım süreciyle çelişmektedir. İkinci meclis, cumhuriyetten önce seçilmiş, cumhuriyeti ilân etmiş ve ardından da yeni bir anayasa yapımına karar vermişti. Bunu yapan bizzat CHP idi. Günümüzde anayasaların ancak kurucu meclisler eliyle yapılabileceğine ilişkin görüşlerin kaynadığı ise, 27 Mayıs sonrasındaki siyasal pratiktir. Zaten eğer öyle olsaydı, 1982 anayasasının da meşruluk temeli tartışmalı olurdu; ne de olsa kurucu meclis tarafından değil, danışma meclisi ile MGK tarafından kaleme alınmıştı! Ayrıca, anayasanın maddelerini değiştiren bir olağan meclisin, daha çok maddeyi niçin değiştiremeyeceği sorusuna verilecek yanıt merakla beklenmeyi hak etmektedir. Acaba olağan meclislerin anayasanın belirli sayıdaki maddelerini değiştirmeye yetkili, fakat daha fazla sayıdaki maddelerini ise değiştirmeye yetkisiz olduklarına ilişkin bir anayasa maddesi mi vardır? O halde soru basittir: olağan meclisler anayasanın kaç maddesini değiştirmeye yetkilidir? Araya belirli süreler konulmak kaydıyla parça parça değiştirmek uygun mudur? Bir kurucu meclis oluşturmaya kalkışmak anayasaya açıkça aykırı olduğuna göre, bu görüşün tek amacının yeni bir anayasa yapımına set çekmek olduğu gayet açıktır.

Güçler birliği ilkesi

1924 anayasası, birinci meclis geleneğini sürdürerek güçler birliği ilkesine göre düzenlenmişti. Zaten Atatürk de birinci mecliste olsun, daha sonra olsun, yaptığı bütün konuşmalarda, güçler birliğinden yana tavır almış; güçler ayrılığını savunan düşünürleri ve görüşleri sert bir şekilde eleştirmişti. Atatürk, 1921 yılının başlarında mecliste yaptığı bir konuşmada, güçler ayrılığı ilkesinden söz eden üyelere karşı çıkıyor ve güçler birliğini savunuyordu. Hayatı boyunca da bu düşüncesine sadık kaldı. Bu bakımdan Atatürk’ün partisi olmakla övünen CHP’nin hali hazırda nasıl olup da güçler ayrılığı tezini öne sürdüğünü anlamak kolay değildir; aslında bu önerinin de yeni olmadığına ve CHP’nin anayasal ilke olarak güçler birliğinden güçler ayrılığı formülüne çok daha eski tarihlerde, daha DP iktidarının sonlarında geçtiğini hatırlamak gerekir. CHP’nin elli yıldan uzun bir zaman önce de  tıpkı bugün gibi geçmişine sahip çıkmamayı tercih ettiğini görüyoruz; bunu hiçbir zaman yüksek sesle dile getirmek istemese de. Çünkü, o zaman olsun, bugün olsun parti yönetimi hem Atatürk’ün ilkelerinden vazgeçtiği yolunda bir görüntü vermekten kaçınmaya çalışıyor, fakat diğer yandan da günlük politikanın gerçekleri karşısında daha fazla direnemiyordu.

Bu ilke gereğince egemenliğin sahibi olan millet, vekâlet verdiği temsilcileri aracılığıyla egemenliğini hiçbir güçle paylaşmadan kullanabiliyordu; yani meclisin yapamayacağı hiçbir şey yoktu; bağlı olduğu tek şey anayasanın kendisiydi. Anayasa komisyonu üyesi Celâl Nuri Bey, güçler birliği ilkesine son derece özen gösterildiğini, çünkü meclisi ve cumhuriyeti yaratanın bu ilke olduğunu açıklıyordu. Meclis doğrudan milletti ve “istediği gibi” yürütmeyi tanzim ederdi. Komisyon, anayasanın bir kurucu meclis tarafından yapılması gerektiği yönündeki görüşlere katılmadığını belirtiyordu. İzmir milletvekili Şükrü Bey, güçler ayrılığından yana olan düşünürleri eleştiriyor ve bunun yanlış bir fikir olduğunu açıklıyordu. Hatta Tunalı Hilmi, Türkiye devletinin bir halk devleti olduğunun anayasaya geçmesini istiyordu. Ne var ki bu öneri taraftar bulmayacak ve reddedilecektir. Yine Tunalı Hilmi’nin Türkiye devletinin halk cumhuriyeti olduğu yönündeki önergesi de aynı âkıbete uğrayacaktır.

Atatürk’e bile verilmeyen yetkiler

Anayasa önerisinde Cumhurbaşkanına hükûmetin görüşünü alarak gerekçesini meclise ve millete bildirmek şartıyla meclisi erken seçime götürme yetkisi tanınıyordu. Bu açıkça meclisi fesh yetkisiydi. Ancak daha işin başında madde geniş tartışmalar yaratmıştı; o kadar ki, anayasa komisyonu başkanı Yunus Nadi, daha tartışmalar başlamadan söz almak isteyen üyelerin sayısının fazlalığını görünce komisyonun maddeyi geri almak istediğini açıklamıştı. Bu öneri bile tek başına usul tartışmaları yaratmıştı. Saruhan milletvekili Reşat Bey, bizzat Atatürk’e verilmek istenen yetkiye karşı çıkıyor ve “Gazi paşa hazretleri kat’iyyen emin olsunlar ki, millet yine kendi tabir ve tavsiyeleri veçhile hâkimiyetlerinden bir zerresini ismi ve makamı her ne olursa olsun ve kim olursa olsun hiçbir makama, hiçbir ferde tevdi ve teslim etmeyecektir.” diyor ve bu konuşma mecliste “yaşa” sesleri ve alkışlarla karşılanıyordu! Reşat Beye göre, “ferdi saltanat, ferdi hâkimiyet” görüşünde bulunanlar millet gözünde töhmet altına gireceklerdi. Bizzat Atatürk bir zamanlar hâkimiyeti millîyeden ödün verilemeyeceğini açıklarken, Reşat Bey, şimdi artık bu görüşten vaz mı geçildiğini soruyordu. Bizzat Başbakan İsmet İnönü ile kişisel polemiğinden sonra da, alkışlar arasında devamla, “Allah Reisicumhur olsa, kat’î arz ediyorum, kestiriyorum, (“hâşâ” sesleri) Hâşâ, melaikei kiram heyeti vekile olsa fesih selâhiyetini verecek yoktur.” diyordu.

Bir üye de, bu yetkiden dolayı meclisin özgürce çalışıp karar alamayacağından endişe ettiğini söylemişti. Her an dağıtılmak endişesiyle meclis kendisini serbest hissedemez ve karar alamazdı. Hiç kuşkusuz fesih yetkisi eski günlerin kötü tecrübelerini de çağrıştırıyordu. Sultanlara tanınan yetki çok kez suistimal edilmiş ve demokratik gelişmelerin önüne set çekmişti. Bu tecrübeler hafızalarda yer etmiş iken, yeniden aynı yetkinin gündeme gelmesi, pek çok meclis üyesi için kabul edilemezdi. Karasi milletvekili Süreyya Bey, hâkimiyeti millîye ile cumhuriyet arasında kurulan ve cumhuriyeti, hâkimiyeti millîyenin en yüksek şekli gören anlayışa karşı uyarıda bulunma ihtiyacını hissetmiş olmalıydı ki, pek çok cumhuriyetin hâkimiyeti millîye ilkesinden uzak idareler olduğunu vurgulamaktaydı. Bunlar ancak lâfın gelişi böyleydi; gerçekte ise meclisin fesh yetkisi, aslında güçler birliği ilkesine de aykırıydı.  Güçler birliği ilkesi uyarınca hâkimiyeti millîye esasına uygun şeklin bu olmadığını, aksi davranışın olsa olsa irtica olacağını açıklıyordu. Yeniden “taht ve saltanat kurulması” mümkün değildi artık. Milletin yegane egemenlik kurumu olan meclisi dağıtacak yetkinin bir şahsa verilmesi kabul edilemezdi. Eski acı tecrübeler de zaten verilmemesi gerektiğini söylüyordu.

Bütün bu sert eleştiri ve tartışmalardan sonra Recep Peker, vatanın yüksek çıkarları gerektirdiğinde bu yetkinin Cumhurbaşkanında olmasında ısrar ediyordu; onun yeni önerisine göre, fesih kararının yürürlüğe girmesi için kararın meclisin üçte iki çoğunluğunca reddedilmemesi yeterli görülmeliydi. Ne var ki önerge kabul edilmeyecektir. Fesih yetkisi mecliste 130 üyenin katıldığı oturumda 126 üyenin oyuyla reddedilecektir.

Cumhurbaşkanının bugün olduğu gibi yedi yılda bir seçilmesi önerisi de çok tartışıldı. Süre uzun bulunmuştu. Ayrıca meclis tarafından seçilen Cmhurbaşkanı bir sonraki meclise üye olarak seçilemezse ne olacaktı?  Yunus Nadi, istikrar amacıyla sürenin uzun tutulduğunu belirtiyordu. Ebubekir Hâzım Tepeyran, “Yalnız Gazi Paşa Hazretlerinin bütün dünyaca ve bizce müsellem fıtrati nadiranelerini göz önüne alarak, tabiî ona göre kanunu esasi yapılmaz. Binaenaleyh ona kemali hürmetimiz, kemali emniyetimiz olmakla beraber biz de düşünürüz. Çünkü maalesef kendilerine hayatı ebediye vermek bizim elimizde değildir.” diyordu. Anayasa komisyonu üyesi Celâl Nuri Bey, sürenin Atatürk’ün şahsı için öngörülmemiş olduğunu vurgulamak istemişti.

Süreye ilişkin uzun görüşmelerden sonra; yedi yıllık süre mecliste dörde düşürülmüştü. Bu suretle güçler birliği ilkesine de uygun bir şekil bulunmuş oluyordu. Cumhurbaşkanının meclisçe seçileceği ilkesi kabul görmüştü; süresi de belirlenmişti; buna karşılık ilk formülde olmayan bir şekil de gündeme gelmişti. Cumhurbaşkanının muhakkak meclis içinden seçilmesi ilkesi. Böylece Cumhurbaşkanı partisiyle ilişkisini devam ettirebilecek, fakat meclis görüşmelerine katılamayacağı gibi, oy da kullanamayacaktı. Yunus Nadi, Cumhurbaşkanına getirilen bu kısıtlamalara karşı çıkmıştı. Bazı üyeler ise meclis dışından da Cumhurbaşkanı seçilebilmesinin yararına değiniyorlardı. Ne var ki, bu öneri yerinde görülmeyecek ve Cumhurbaşkanının dört yılda bir meclisçe ve meclis üyeleri arasından seçilmesi uygun görülecektir. Oysa Hakkı Tarık Us, Cmhurbaşkanının meclisteki görüşmelere katılmasından ve oy da kullanmasından yanaydı. Diğer yandan, gerekirse Cumhurbaşkanının hükûmete başkanlık edebileceği kabul edilecektir. Ancak gerektikçe meclise de başkanlık edebileceğine yönelik öneri kabul görmemişti.

Cumhurbaşkanının meclisten geçen yasa tasarılarını veto edebileceğine hüküm de epey tartışma yaratmıştı; güçler birliği ilkesinin bu suretle göz ardı edildiğini belirten üyeler, meclisin ikinci kez üçte iki çoğunluk bulmasını öngören bu yöntemin doğru olmadığı kanısındaydılar. Feridun Fikri Bey, meclisin yasama yetkisini kısıtlayan bu veto yetkisine karşı çıkıyordu. Nitekim eleştiriler ciddiye alınacak ve Cumhurbaşkanının bugün olduğu gibi yasa tasarılarını ikinci kez görüşmek üzere meclise yeniden iade etmesi uygun görülecek; yalnız meclisin belirli bir çoğunluk aranmaksızın tasarıyı yeniden onaylaması halinde Cumhurbaşkanının tasarıyı onaylamak zorunda kalacağına hükmedilecektir.

Başkumandanlık yetkisinin Cumhurbaşkanına verilmesini öngören madde de hayli tartışma yaratmıştı: Bu maddenin Atatürk’ün özel durumu göz önüne alınarak hazırlandığını belirten bazı üyeler, gelecekte yani Atatürk’ten sonra onun yerine gelebilecek sivil Cumhurbaşkanları da olabileceğini belirterek, başkumandanlık yetkisinin sivile bırakılamayacağını ileri süreceklerdir. Sonunda Recep Peker’in önerisi olan, başkumandanlığın meclisin manevî şahsiyetinde bulunduğu, ancak Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunduğu yolundaki hüküm kabul görecektir.

KADINLAR DA TÜRK MÜDÜR?

Milletvekili seçilme hakkını içeren ilgili madde görüşülürken, birdenbire gözden kaçan küçük bir ayrıntı gündeme geldi; madde, otuz yaşını dolduran her Türkün milletvekili seçilebileceğinden söz ediyordu.  Bir milletvekili kadınların da böylece milletvekili seçilebileceğinden söz edince, çünkü kadınlar da Türktüler, tartışma açıldı. Feridun Fikri Bey, zaten amacın da bu olduğunu, kadınların da oy kullanacaklarını söyleyince, bazı üyeler, bu görüşü desteklemekle kalmadılar, ayrıca anayasanın ilgili maddesi gereğince ortaya çıkacağını umdukları seçim yasasında bu durumun gerçekleşeceğini de belirttiler. Hatta komisyon görüşmeleri sırasında da bu konuya değinilmişti; ancak konunun seçim yasasıyla ilgili olduğu söylenmiş ve bu konuda çoğunluk oyu oluşmuş olduğundan, anayasa maddesi bu şekilde kaleme alınmıştı. Fakat başka üyeler aynı görüşte değillerdi ve Recep Peker söz alma gereğini duymuştu. Peker’e göre, bazı ifadelerden kadınların Türk tanımı içinde yer almayacakları gibi bir yoruma gidilebileceğinden endişe ediyordu. Böyle bir görüş ya da değerlendirme tutanakta yer alırsa sakıncalı olurdu. Bir öneri de maddenin kadın-erkek her Türk şeklinde kabulü yolundaydı. Anayasa komisyonu başkanı Celâl Nuri Bey ise, kadınların gelecekte oy kullanmasından ve milletvekili dahi seçilmelerinden yana olduğunu açıklıyor, ancak bunun sırasının henüz gelmediği gibi bir düşünce ile olsa gerek, maddenin “her erkek Türk” olarak değiştirilmesini istiyordu. Nitekim kadın-erkek her Türk şeklindeki değişiklik önerisi reddedilecek ve Peker de, “kadına hak vermediniz; bari alkışlamayın yahu” diyerek, önerinin reddini protesto edecektir. Madde “her erkek Türk” olarak değiştirilmişti!

Sıra yemin metnine gelince

Milletvekillerinin yemin metninde Cumhuriyet esaslarına sadakat de bulunuyordu; fakat bu yeterli bulunmamış olacak ki, milletin kayıtsız şartsız egemenliğine karşı bir amaç izlenmeyeceğine ilişkin bir cümlenin de yemine eklenmesi önerisi kabul edilecektir.

Türkiye kelimeleri Türk olarak değiştirilsin mi?

MERSİN milletvekili Niyazi Bey, yasada yer alan bütün Türkiye kelimelerinin Türk olarak değiştirilmesini istemişti. Niyazi Bey, sadece bunu önermekle kalmamış; Türkiye sözcüğüne de karşı çıkmıştı. Türkeli demek daha uygun olurdu. Türkiye kelimesi İtalyancadan geliyordu ve Arapçaydı. Ancak önerisi reddedilecektir.

Bakan yardımcıları istemiyoruz!

ANAYASA önerisinde bakan yardımcılıkları kurulması isteniyordu; hatırlanacağı gibi, 12 Eylül’deki  son anayasa değişikliği ile bugün de bu ilkeye geri dönülmüştür. Fakat bakan yardımcılığı kulağa pek yeni gelen bir öneriydi; o zamana kadar hiç uygulanmış da değildi. Bu bakımdan itirazlar yoğun olacaktır: Hele milletvekillerinin de bakan yardımcılığı yapabileceğini öngören anayasa önerisi iyice yabancı gelmişti. Bakan yardımcılığının tamamen kaldırılması da istenmişti. Karşı görüş, bu uygulamanın “adam yetiştirme” noktai nazarından yararlı olacağı yönündeydi. Anlaşılan bakan yardımcılığı bir nevi çıraklık olarak görülmüştü ya da anlaşılmıştı. Gerçi anayasa önerisinde bakan yardımcılığı değil, muavinlikten söz edilmişti, fakat bunun pratikte ne anlama geleceği belirsiz gibiydi. Kimisi de öneriyi tamamen farklı anlamıştı; bazılarına göre, muavinden kasıt müsteşardı, hatta siyasî müsteşardı. Bir nevi bakanlık işlerinde bakana siyasî bakımdan da yardımcı olacak kişi. Nitekim Celâl Nuri Bey de bu yorumu anayasa komisyonunun da benimsediğini belirtecektir. Bakan yardımcılığı ya da siyasî müsteşarlık önerisi reddedilecektir. Fakat aradan on yıldan fazla zaman geçtikten sonra 1937 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle siyasî müsteşarlıklar yeniden gündeme gelecek ve bu kez üzerinde hiçbir tartışma açılmaksızın kabul de edilecektir. Aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra ise İnönü’nün Başbakanlıktan ayrılmasından sonra bu madde yeniden değiştirilecek ve siyasî müsteşarlık kurumuna son verilecektir. Uygulama sadece birkaç ay sürebilmişti!

Meclis süresini uzatabilir mi?

GENELLİKLE hatırlanmaz, fakat 1921 anayasasına göre meclis sadece iki yıl için seçilmişti; bu nedenle 1923 seçimi sonucunda oluşan meclisin ömrü iki yılla sınırlıydı; oysa şimdi anayasa yeniden yapılıyor ve meclisin süresi dört yıla çıkarılıyordu; peki o zaman bu meclis iki yıllık mı olacaktı, yoksa yeni anayasaya göre dört yıl mı hüküm sürecekti sorusu da tartışmalara neden olacaktır. Bazı üyeler, dört yılın etik olarak da, siyasî olarak da doğru olamayacağı kanısındaydılar, onlara göre dört yıllık meclis ancak anayasanın kabulünden sonra gelecek olan yeni meclis olabilirdi, kendileri sadece iki yıl için seçilmişlerdi. Aksi hâkimiyeti millîyeye tecavüz olurdu. Meclis kendi kendine süresini uzatamazdı. Celâl Nuri Bey ise, ortada bir tavır takınıyor ve meclisin isterse iki sene sonra erken seçim kararı alabileceğini belirtiyordu; karar meclisindi. Nitekim yapılan oylamada meclisin süresinin dört yıl olarak kabul edilmesi üzerine meclisin de bu süreyi tam olarak kullanmasından yana bir tavır ortaya çıkınca; meclisin yegane bağımsız milletvekili olan Gümüşhane milletvekili Zeki Bey, “ne oldu hâkimiyeti millîye yahu” diye soracaktır.

adv
SON DAKİKA
23:01 - Halkbank'ın eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tahliye edildi12:11 - Pentagon: Türkiye F-35 programından çıkarılması sonucu 9 milyar dolar kayba uğrayacak12:03 - Rusya/Borisov: Türkiye’ye savaş uçağı da satabiliriz00:26 - Dışişleri Bakanlığı'ndan Beyaz Saray ve Pentagon'un F-35 açıklamasına tepki00:21 - Pentagon'dan ''Türkiye F-35 programında askıya alındı'' açıklaması00:18 - Beyaz Saray'dan S-400 ve F-35 açıklaması09:30 - 2019-YKS sonuçları açıklandı01:22 - Trump'tan S-400 ve F-35 açıklaması10:13 - Nisan ayı işsizlik rakamları belli oldu14:03 - Gazeteci yazar Mehmet Şevket Eygi hayatını kaybetti13:05 - S-400 teslimatında ikinci günde dördüncü uçak geldi23:24 - ABD Savunma Bakanı Vekili Esper'den S-400 açıklaması12:59 - AK Parti'nin kurucularından Dengir Mir Mehmet Fırat hayatını kaybetti (Dengir Mir Mehmet Fırat kimdir?)12:16 - S-400 hava savunma sistemi teslimatı başladı11:14 - Sahte binbaşı üniformasıyla yüzlerce kişiyi dolandırdı02:51 - Yunanistan'da erken genel seçimde Kiriakos Miçotakis tek başına iktidar10:44 - Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya görevden alındı22:52 - Ali Babacan'a FETÖ soruşturması ile ilgili savcılıktan karar14:38 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ''yeni parti'' sorusuna verdiği yanıt14:27 - Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde bir araçta patlama meydana geldi: 3 ölü13:16 - ''İmamoğlu’na davrandığınız gibi Gül, Davudoğlu ve Babacan'a davranıyorsunuz''10:37 - Haziran ayı enflasyon rakamları belli oldu13:09 - Davutoğlu: Beka kaygısından bahsedip İmralı'ya başvurmak milletin vicdanından kopuştur12:51 - Erdoğan ve Trump G-20 kapsamında Japonya'da 40 dakika görüştü12:36 - Erdoğan: S-400 için yaptırım olmayacağını Trump'tan duymuş olduk12:01 - Elektrik fiyatına yüzde 14.98 zam!10:01 - G-20 zirvesi Japonya’nın Osaka kentinde başladı12:46 - Volkswagen Grubu fabrika yatırımı için Türkiye'yi seçti00:41 - Gezi Parkı davasında karar! Osman Kavala'ya tahliye kararı çıkmadı00:20 - Ertelenen zamlar İstanbul seçimi sonrası başladı00:10 - Yeni askerlik yasası TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi (Askerlik süresi kaç aya düştü?)12:52 - ABD konsolosluk çalışanı Nazmi Mete Cantürk serbest bırakıldı11:37 - İŞKUR'dan 100 bin öğrenciye ilk kez sigorta10:52 - 23 Haziran İstanbul seçimlerin galibi Ekrem İmamoğlu00:35 - Ekrem İmamoğlu'ndan İstanbul seçim sonuçları ile ilgili açıklama00:17 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ekrem İmamoğlu'na tebrik00:03 - Binali Yıldırım'dan rakibi Ekrem İmamoğlu'na tebrik13:00 - Trump'ın İran'a saldırı tehdidine karşı Tahran'dan jet yanıt!01:18 - Trump'tan ''İran'a saldıracak mısınız?" sorusuna cevap23:19 - İran ABD'ye ait insansız hava aracını düşürdü!15:51 - Genelkurmay çatı davasında kim ne kadar ceza aldı?15:42 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'ndan faiz ve S-400 konusunda önemli açıklamalar13:11 - ABD'li NATO komutanından S-400 açıklaması12:32 - Sanayi üretimi ve perakende satışlar Nisan'da sert düştü!23:53 - Muhammed Mursi mahkeme salonunda hayatını kaybetti!01:49 - Yunanistan Başbakanı Çipras Türkiye'yi hedef aldı01:18 - Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu canlı yayında seçim vaatlerini anlattılar01:03 - Bakanlıktan Moody's'in not indirme kararına tepki00:19 - Erdoğan: Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu arasındaki ortak yayın kırılma noktası13:37 - Bakan Çavuşoğlu: Türkiye S-400'ü almıştır ve S-400'ler Türkiye'ye gelecektir13:34 - Suriye İdlib'deki Türk gözlem noktasına saldırı: 3 asker yaralı10:40 - ABD Temsilciler Meclisi'nin S-400 kararına Türkiye'den tepki10:29 - ABD, Türk pilotların F-35 eğitimlerini durdurduğunu açıkladı14:00 - Yıldırım-İmamoğlu ortak yayın tarihi belli oldu23:21 - Binali Yıldırım açıkladı: Benim tercihim Uğur Dündar’ın yönetmesi (İmamoğlu ile ekranda tartışma programı)14:14 - ABD'den S-400'e karşı Türkiye'ye ilk hamle!23:51 - 9 günlük bayram tatilinin ilk üç gününde 54 trafik kazası oldu10:18 - Türkiye ekonomisi krizde mi?10:06 - Mayıs ayı enflasyon rakamları belli oldu09:40 - Endonezya'da 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi23:17 - Sakarya Hendek'te 4,6 büyüklüğünde deprem! İstanbul'da hissedildi11:52 - Kuzey Irak'a PKK'ya yönelik kara ve hava harekatı21:54 - ABD Başkanı Trump Körfez'e asker gönderme kararını onayladı!15:03 - İngiltere Başbakanı Theresa May istifa tarihini açıkladı21:18 - YSK'nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ile ilgili gerekçeli kararı açıklandı23:55 - Süper Lig'in 33. haftasında şampiyon Galatasaray10:41 - Şubat 2019 işsizlik rakamları belli oldu00:12 - Okulların tatil takvimi değişti22:18 - Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye hiç kimsenin müstemlekesi değildir00:21 - Ahmet Davutoğlu: YSK’nın kararına tepki: YSK'nın İstanbul kararı değerlerimizi zedeledi00:15 - Abdullah Gül'den YSK'nın İstanbul kararına tepki: 367 neyse YSK'nın İstanbul kararı aynı20:04 - YSK, İstanbul seçminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi18:34 - İşte kalp krizinin 7 belirtisi12:32 - YSK, AK Parti ve MHP'nin İstanbul seçimine itirazı bugün görüşecek10:44 - Kimlik, ehliyet ve pasaport randevu süreleri bir güne düşürüldü02:00 - RAMAZAN VE ORUÇ İLE İLGİLİ SORU VE CEVAPLAR14:37 - Nisan ayı enflasyon rakamları belli oldu14:03 - Venezuela'da darbe girişimi ile ilgili son durum!22:23 - Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'ndan Venezuela'daki darbe girişimi ile ilgili açıklama22:04 - Venezuela'da askeri darbe girişimi! Maduro'dan ilk açıklama00:56 - Sanatçı Dilber Ay kalp krizinden hayatını kaybetti12:06 - Ankara'da ekmek fiyatına zam09:16 - Çiftçi Patates ve soğan ekmiyor, fiyat 5 liranın altına düşmez!20:14 - YSK'dan AK Parti'nin İstanbul için itirazı ile ilgili 3 ara karar16:55 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na saldırı ile ilgili açıklama16:51 - ABD'den İran'a yönelik yaptırım muafiyetlerine son verme kararı16:47 - YSK, AK Parti'nin İstanbul ile ilgili itirazını gündemine aldı12:52 - Yumruklu saldırıya uğrayan Kılıçdaroğlu: Planlanan bir saldırıydı10:13 - Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruk atan Osman Sarıgün gözaltına alındı23:22 - MSB'den Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı ile ilgili açıklama19:34 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nda seçim değerlendirmesi toplantısı00:52 - Sudan'da göstericiler geçici sivil yönetim ilan edilecek21:22 - İstanbul'da gözaltına alınan 2 BAE'lı şüpheli casusluktan tutuklandı15:43 - Binali Yıldırım'dan İmamoğlu'nun veri genelgesiyle ilgili açıklama15:33 - BAE casusu Kaşıkçı cinayeti şüphesiyle İstanbul'da tutuklandı15:26 - Libya’daki çatışmalarda 213 kişi hayatını kaybetti!22:47 - Binali Yıldırım'dan Ekrem İmamoğlu açıklaması19:23 - Ekrem İmamoğlu başkanlık görevini Mevlüt Uysal'dan devraldı17:20 - CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı17:03 - İstanbul'da 31 Mart yerel seçim sonuçları açıklandı
Henüz yorum yapılmamış. Yorum yapmak için tıklayın
lütfen bekleyiniz
Yorumunuz:
Yazarın Diğer Makaleleri

Son Haberler Bölümler