Güncelleme: 06:21 TSİ 27 Mayıs 2019 Pazartesi
Makale detayı
Facebook'ta Paylaş

Aile: Vahdetin Çekirdeği

Mustafa İslamoğlu
Güncelleme: 17:04 TSİ 16 Mart 2016 Çarşamba

İslam akidesinin omurgasını teşkil eden tevhid, “birlemek” manasına gelir. Akidevi alanda tevhid olarak tezahür eden şey, toplumsal alanda vahdet olarak tezahür eder. Bu açıdan, “Tevhid akidevi vahdet, vahdet sosyal tevhiddir” diyebiliriz. Kuldan Allah’a uzanan boyutta “birlemeyi” tevhid, kuldan kula uzanan boyutta “birleştirmeyi” vahdet ifade eder. Mü’minde birlik düşüncesi, tevhid akidesinin bir tezahürü olarak tecelli eder. Aile adını verdiğimiz müessese de bir birliktir. Zira aile, birbiri için yaratılan iki cinsin bir araya gelmesiyle oluşur.
Cinsiyet, üreme yeteneğine sahip tüm varlıkların hilkatinde vardır. Bunun kökeni bütün bir yaratılmışlar âleminin çift kutupluluğu yasasına dayanır. Her ne ki tek, o Yaratan’dır. Her ne ki çift, o yaratılandır. İşbu hilkat kuralı açısından, aile kurmak, yaratılmışlığı kabullenmek, yaratılış amacına (mâ-hulika leh) teslim olmaktır. Hilkat ve fıtrata saygı bunu gerektirir. Hz. Peygamber’e atfedilen; “Nikâh sünnetimdir, kim sünnetimden yüz çevirirse o benden değildir” hadisi bu hakikate işaret eder. Zira insanlık içerisinde hilkat ve fıtrata en saygılı olanlar, insanlığın ufuk şahsiyetleri olan peygamberlerdir. Hadisteki “benim sünnetim” ifadesinin açılımı “benim de tabi olduğum fıtri sünnet” olsa gerektir.

Hilkat ve fıtratın bir gereği olan aile kurumunun yokluğu düşünülemez. Bu takdirde insanın ictimai hayatından, dahası insan türünün bekasından söz edilemez. Neslin devamı sadece cinsel üreme yeteneğine indirgenemez. İnsan, adı üstünde, ötekiyle ünsiyet kurduğu zaman insan denilmeyi hak eder. Ancak teennüs ettiğinde “vahşi” olana mensup olmaktan çıkıp “insi” olana mensup olur. Zira insan İbn Haldun’un dediği gibi sosyal bir canlıdır. Bir ebeveynin bakım ve gözetimine olan ihtiyacı, diğer hiçbir canlıyla kıyaslanamaz. Diğer canlılar için hacet olan bakım ve gözetim, insan için zarurettir. Kaldı ki insanın psikolojik, akli ve ruhi ihtiyaçları, biyolojik ihtiyacından hiç de az değildir. Bu hakikat, konuyla ilgili Nisa 1 ve Hucurat 13. âyetlerde dile gelir. Sureye “kadınlar” anlamına gelen adını veren ve aileyle ilgili hükümler de içeren surenin 1. âyeti, çekirdeğini kadın ve erkeğin oluşturduğu aileyi ortaya çıkaran biyolojik süreci ele alır: “Ey insanlık! Sizi bir tek canlı varlıktan yaratan, ondan da eşini var eden ve her ikisinden de birçok erkek ve kadın üreten Rabbinize karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!” (4:1) Yine Nisa suresi gibi aileyle ilgili bir çok hüküm içeren Hucurat suresinin 13. âyeti ise kavim ve kabileleri ortaya çıkaran sosyolojik süreci ele alır ve Nisa 1’in kaldığı yerden devam eder: “Ey insanlık (ailesi)! Elbet sizi bir erkekle bir dişiden yaratan Biziz; derken sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki tanışabilesiniz. Elbet Allah katında en üstününüz, O’na karşı sorumluluk bilinci en güçlü olanınızdır” (49:13). Her iki âyette müşterek olan iki unsur vardır: “Ailenin çekirdeği olan erkek ve kadın çiftleri” ve “takva”. Bu iki unsurdan birincisi insanın biyolojik ve sosyal varlığını, ikincisi ise manevi varlığını ayakta tutuyor.

Aile: Birini çekince diğeri ayakta kalamayan unsurlar

Burada akla gelen ilk soru şu: Peki, çekirdeğini karı-kocadan müteşekkil eşlerin oluşturduğu aileyi bunlardan hangisi ayakta tutuyor?

Bu soruya cevap vermek için aile kelimesinin soyağacına uzanmamız şart. “Kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı” için kullanılan terim, en dar anlamda birbirine dayanan karı-koca ikilisini ifade eder. Buna varsa çocuklar ve yakınlık derecesine göre bakımıyla mükellef olunan diğer yakınlar girer. Kelime “destek ve dayanak” anlamına gelen ‘avl/‘ayl köküne dayanır. Biri diğerine “dayalı” olduğu için terazinin bir kefesinin yukarıda olmasına ‘avl denir. Altına destek verilerek yapıldığı için gölgelik ve çardağa el-‘âle denilir. Destek alınan mutemet kimseye el-‘ıvel denilir. Bu köken bilgisinden yola çıkarak ‘aile için verilebilecek en güzel mana şudur: “Birbirinden destek alan, birbirine dayanan ve yaslanan, birini çekince diğeri ayakta kalamayan birden fazla unsur.”

Aile’yi, birbirini ayakta tutmak için çatılmış bir “çatı” olarak tanımlayan bu etimoloji, aile geometrisini birbirine paralel iki düzlem (║) olarak değil, bir “üçgen”in çatısı (∆) olarak vermektedir. Birincisinde aileyi oluşturan ana sütunlar birbirine dayanmazlar. Onlar birbirine dayanmadıkları sürece de aile olamazlar. Zira ferttirler. Aynı çatı altında yaşasalar da bu böyledir. Zor da olsa çatıyı ayakta tutabilirler, fakat o çatı aileyi koruyan ve ayakta tutan bir çatı değil, aynı çatı altındaki bireylerin koruduğu ve ayakta tuttuğu bir çatıdır. Bireyler yorulunca o çatı da çöker. İkincisinde ise fertler birbirine dayanarak aile olmayı hak etmiştir. Bu geometride elemanlardan birini çekince diğeri ayakta kalamaz. Birbirine dayanmak için kafa kafaya vermişlerdir. Baş başa veren başlar, tek bir baş gibi olmuştur. Bereketi ise 2 baş değil 11 baş bereketidir. Tıpkı bir çift ayağın tek başa bağlı olduğu gibi, ailenin uyumu da bu geometriye bağlıdır. Ayaklardan biri diğerine “Ben olmazsam sen bir hiçsin” diyemez. İkisi de birbirine destek ve dayanaktır. Biri diğerine “Varlığını bana borçlusun” diyemez. İkisi de diğerinden bağımsız hareket edemez. Her biri, birbirinden kopunca çatının ayakta kalamayacağını bilir. İşbu noktada, vahyin inşa ettiği akılda ‘saçma’ ile birebir olan “Kadın mı erkekten, erkek mi kadından üstündür?” sorusunun hiçbir anlamı kalmaz. Zira onlar zevc’dirler. Zevc Kur’ani bir kavramdır ve anlamı aynı zamanda vahyin inşa etmek istediği aile tasavvurunu da yansıtır. Yukarıda verdiğimiz Nisa 1. âyette kullanılan kelime de budur. Zevc’in en güzel tarifi “biri diğerinin yerini tutmayan ve birbirini bütünleyen iki unsudan her biri”dir. Buna en güzel örnek İbn Manzur’un Lisanu’l-Arab’ta kelimeye verdiği zevcâ na’lin örnek cümlesidir: “Bir çift ayakkabının teki”. Bu durumda yukarıdaki sorunun “Sağ ayak mı soldan, sol ayak mı sağdan üstündür?” veya “Sağ ayakkabı mı soldan, sol ayakkabı mı sağdan üstündür?” sorusundan farkı yoktur.

Tabi ki aynı şey “eşitlik” tartışması için de geçerlidir. “Eşitse, sağ ayakkabıyı sol ayağa, sol ayakkabıyı sağ ayağa giy!” diyen haklı çıkacaktır. Bu hem ayağa, hem de ayakkabıya zulümdür. Bunlar “eş”tirler. Bazı eşleri eşitleme ve aynı kılma çabası, eşleri eşitlemez ve aynı kılmaz, fakat onları eş olmaktan çıkarabilir. Sonuçta ne eşit olurlar, ne de eş. Bu konudaki en güzel tanım, Kur’an’ın ba‘dukum min ba‘d (3:195) tanımıdır. Al-i İmran 195. âyette salih ameller işleyen erkekler ve kadınlar zikredildikten sonra bu kalıp kullanılır. Ba‘dukum min ba‘d kalıbı insan türünü oluşturan iki cinsten birinin diğerine mutlak üstünlüğüne değil, “bazı hususlarda birinin bazı hususlarda ise diğerinin üstünlüğüne” delalet eder. Bu üstünlüğü “çatı geometrisi” üzerinden açıklayacak olursak, ailede erkek sütununu oluşturan eleman hem dayanan hem de “onun üzerine çardak (el-‘âle) olup, koruyup gözeten” (kavvâm) rolüne sahiptir (Krş: Nisa 34). Kadın ise kendisine dayanan erkeğe dayanak (‘âile) ve sığınak olan; eşinin kendisini koruyup gözetme yükümlülüğünü, kutsi bir akitle ona teslim ettiği iffetini ve ondan olan neslini koruma sorumluluğuyla dengeleyen, aile çatısının diğer elemanıdır.
Ev şahsiyet okuludur

Aile geometrisi birbirine paralel iki düzlem değil, birbirine dayanan üçgendir dedik. Aile üçgeninin dik iki kenarını eşler oluştururlar. Yatay kenarını ise “mekân”, yani “ev” oluşturur. Zira aile kun (ol) emrinin tecellilerinden olan bir kevn’dir (oluş). Her kevn’in bir mekân’a ihtiyacı vardır. Aile de mekânsız olmaz. İşte “ev” o mekândır. Kur’an’da “ev” için iki kelime kullanılır: Beyt ve dâr. Birincisi kök olarak “gecelenen mekân” için kullanılır. İkincisi ise “sürekli insanların deveran ettiği, sağlam bir dîvar’ı (duvar) olan, girilip çıkılan, bazen sosyal işlevi de olan mekân” için kullanılır. Çadır beyt’tir, fakat taş bina dâr’dır. Her çadır beyt’tir, fakat Kâbe’ye verilen Beytullah (Allah’ın evi) adından da anlaşılacağı gibi, her beyt çadır değildir. İki kelime de ilerleyen zamanda birbirlerinin yerine kullanılmıştır. Daru’l-Erkam, Dâru’n-Nedve, Daru’s-Suffe adlarının, bu mekânların sosyal işleviyle bir irtibatı olsa gerektir.
Ahzab 33 ve 34. âyetlerin verdiği mesaj ışığında, vahyin kadını, “eve sahip olma” anlamında “evli” olmaya çağırdığı sonucuna varabiliriz. Bu çağrı, “modernizmin evsizliği”nin modern bireylerin başına açtığı musibetle daha bir önem kazanmıştır. Vahyin kadını vakarıyla oturmaya çağırdığı ev, bir tembelhane değil, içinde vahyin talim edildiği ve hikmetin hâkim olduğu “Kur’an ve hikmet evi”dir (33: 33-34). Böyle bir ev mü’min kadının ikinci tesettürüdür. Tabii ki bu durumda tesettür de mü’min kadının birinci evi hükmündedir. Bu yüzdendir ki tesettür emri bir “giyinme” değil, bir “örtünme” emridir. Giyinme her zaman örtmeyebilir. İçinde tesettür şuuru olmayan bir giyinme, kolayca teşhirin tamamlayıcı bir unsuruna dönüşebilir. Bu sonuç, giyinmeyi “ikinci ten” olarak gören bir akla dayanır. Vahyin inşa ettiği bir akla göre ise giyinme, tesettür şuuruyla birlikte kadının birinci evidir.

Hz. Peygamber vahyi ilk aldığında “sokağa” değil “eve” döndü. Çünkü ev “Nereden başlamalı?” sorusunun tam cevabıydı. Hz. Peygamber de oradan başladı. Aynı soru şöyle de sorulabilir: “Firavun’un zulmü annelerin rahmine kadar uzandığında ne yapılabilir?” bu suale vahyin verdiği cevap açıktır: “Derken Musa ve Kardeşine şöyle vahyettik: “Şehirde toplumunuz için bazı evleri karargâh edinin; kendi evlerinizi ise ibadethaneye dönüştürerek ibadetinizi eda edin! Ve (bunu yaparsanız, o zaman) mü’minleri (zaferle) müjdele!” (10:87) Burada tarif edilen evin işlevini Mekke’de Erkam’ın evi görüyordu. Muhammedi davete ilk icabet edenlerin Daru’l-Erkam’a “Daru’l-İslam” (İslam’ın Evi) adını vermeleri boşuna değildi (İbn Sa’d, Tabakât).

Kur’an’ın tarifini yaptığı ev esasen bir “şahsiyet okulu” hükmündedir. Aile, bu okulun hem öğrencisi hem öğretmenidir. Böylesi bir ev cennetin dünyadaki şubesi olmayı hak etmiş demektir. Cennetin dünyadaki şubesi olmayı hak etmemiş bir ev, cehennemin dünyadaki şubesi olmaya adaydır. İman eden herkesi ailesini cehennemden korumaya çağıran şu âyet, aslında evi cehennemin dünyadaki şubesi olmaktan koruma çağrısıdır: “Siz ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan tarifsiz bir ateşten koruyunuz!” (66:6) Allah Rasulü, şu hadisiyle bu âyeti şerh eder gibidir: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz.” (Buhari ve Müslim).

Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateş… Burada, içinde kalan insanlar ve yapı malzemesiyle birlikte bir ev tarif edilmektedir. İnsanların “yakıt” (vekûd) olması hem yanmaya hem başka bir şeyi yakmaya delalet eder. Sorumsuz bir yürek taş kesilmiş bir yürektir. Taş kesilen insan, taşı tutuşturan bir yakıt olacaktır. Peki, taşın yakıt olması ne demektir? Eğer aklına “Cehennemin yakıtı nasıl olsa bir gün tükenir, ahirette ebedi hayat olduğuna göre, bu yakıtın bittiği bir gün nasıl olsa gelecektir’ diye geliyorsa ey insanoğlu, unutma ki şu kâinattaki tüm taşlar tükenmeden oranın yakıtı da tükenmez” mesajı taşımaktadır. Sorumluluğunu yerine getirmeyen insanların ahiretteki durumunu dile getiren şu âyetleri, Tahrim 6 ışığında anlamak gerekir: “O gün kişi kardeşinden kaçacak; annesinden ve babasından; hanımından ve çocuklarından kaçacak…” (80:34-36) Bu âyetler içerisinde hanımın kocasından kaçacağı bir ibare bulunmamaktadır. Aksine evin reisinin hanımından ve çocuklarından kaçacağına dair bir ibare bulunmaktadır. Kaçma sebebi ise “kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun!” emrini yerine getirmemesidir. Kendisini kovalayacak olanlar, “Bize karşı sorumluluğunu neden yerine getirmedin?” diye hesap soracak olan ailesidir. Dünyada ailesine karşı sorumluluktan kaçtığı için ahirette de ailesinden kaçacaktır.

Cennet kadınların değil anaların ayakları altındadır

Mukabil cinsler aile çatısını çatmadan önce birer “kadın” ve “erkek”tirler. Aile çatısını çatınca “karı-koca” olurlar. Bu çatı meyve verince ailenin ana çatısının sıfatları da değişerek bir ileri aşamaya geçilir: Ana-baba. Çocuğu olan ailede büyük aile üçgeni içinde bir küçük üçgen kurulmuştur. O üçgen, ananın çocuğa “destek” olduğu, aynı zamanda çocuğun anaya “dayanak” olduğu bir içyapı gelişmiştir. Kadın aile içinde analığa terfi edince, onun makamı da “makamların anası” olacaktır. İşbu makamın önemini şu hadisten daha güzel ne ifade edebilir: “Cennet anaların ayakları altındadır.” (Nisâî, Cihad 6) Burada yüceltilen kadınlık değil analıktır.

Ne gariptir ki vahyin inşa ettiği zihnin yücelttiği analık, modern zamanların inşa ettiği zihinlerce aşağılanmaktadır. Bu aşağılama sonucunda bebeğin yerini köpek, evin yerini pansiyon, nikâhın yerini birliktelik, hayrın yerini haz almaktadır. Durum bu düzeyde de kalmayıp, dünyevileşme ve hazzın büyüsü ile “karı ile kocanın arası ayrılmakta”dır (2:102). İş o raddeden de çıkıp kadın ile erkeğin arasını ayıracak bir tasavvur neşvü nema bulmaktadır. Vahyin inşa ettiği İslam aklında kadın-erkek çifti ezvac’tır, ezdad değildir. Bu ikisi arasında azim fark vardır. Ezvac biri olmadan diğeri olmayan, ezdad ise biri olunca diğeri olmayandır. Modern akıl ezvac olan bu kadın-erkek çiftini ezdad haline getirmenin gayreti içindedir. Bu tasavvur aileyi bekleyen tüm felaketlerin kaynağını teşkil emektedir. Cinsiyetçiliği, feminizmi ve bunlara tepki olarak çıkan karşıt akımları ortaya çıkaran hastalıklı bakış açısının arkasında bu tasavvur yatmaktadır. Çoğu cinsel sapmaların ve kendi cinsine yönelmelerin arkasında yatan saiklerden biri de budur.

Kur’an’da model aileler

Vahyin kavram dünyası içerisinde analık sadece kan bağı ile sınırlı bir alanda kullanılmaz. “Anne” kelimesinin karşılığı olan umm kökü, kan bağını aşarak din bağını da kapsar. İslam’ın büyük ve evrensel ailesini ifade eden “ümmet” kavramı öyledir. Ümmet, insanlığa ana gibi şefkatli, ana gibi merhametli, ana gibi yar ve yardımcı bir lider topluluk idealini ifade eder. Ümmetin liderine verilen “imam” da yine aynı kökten türetilmiştir. “Önder, rehber, lider, başkan” anlamlarına gelen imam kavramının dilsel vurgusu, güç ve otoriteye dayalı siyasal bir makam olmaktan çok, şefkat ve merhamete dayalı ahlaki bir makam vurgusudur.

Kur’an örnek ve model şahsiyetlerden söz ettiği gibi örnek ve model ailelerden de söz eder. Al-i İmran suresinin 33. âyeti şöyledir: “Şüphe yok ki Allah Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini, İmran ailesini kendi çağının insanları arasından seçerek üstün kıldı.” Âyette iki fert, iki aile seçiminden söz edilmektedir. İlki Âdem’in seçimidir. Bu, esasen Âdemoğlu’nun seçimidir. Âdemoğlu, tüm canlı türleri içindeki bir beşerken, seçilerek akıl ve iradeyi temsil eden ruh üflenmiş ve ilahi emaneti taşıma sorumluluğu verilmiştir. Sözün burasında Âdem’in tevbesinin kabulüne verilen ödüllerden birinin de “eşi” olduğunu hatırlamak gerek. Mesaj açık: Âdemoğlu yitik cennetine kavuşmak istiyorsa, önce “ailesine” kavuşmalıdır. Hz. Nuh tüm insanlık içerisinden seçilerek ilahi risaletin ilk halkası olma sorumluluğu kendisine verilmiştir. Gelelim iki ailenin seçimine.

Âyetteki iki aileden ilki “İbrahim ailesi”dir. Bu aileyi oluşturan Hz. İbrahim, onun eşi Sare, oğlu Hz. İsmail, onun annesi Hz. Hacer, son oğlu Hz. İshak, yeğeni Hz. Lut’un kıssaları Kur’an’da nakledilir. Fakat Hz. İbrahim, Hz. Hacer ve Hz. İsmail’den oluşan çekirdek ailenin kıssaları yaşanıp bitmiş ve tarihte kalmış bir anı olarak bırakılmamıştır. İbrahim ailesi’nin hayatı binlerce yılı aşarak tüm müminlerin hayatına hac ibadetiyle taşınmıştır. Adeta hacca giden herkese, bu model ailenin rolünü bir kez daha canlandırma ve kendi şimdi ve buradalarına taşıma teklif edilmektedir. Hacca giden herkesten, baba ibrahim’i, anne Hacer’i ve oğul İsmail’i kendisine çağdaş kılması istenmektedir. Bu, İbrahim ailesinin ürettiği dillere destan örnekliğin Allah tarafından kabulünün bir ödülüdür. Bu ilahi ödül üzerinden tüm zamanların mü’minlerine kendilerinin de böyle model aileler üretmeleri öğütlenmektedir.

Âyette örnek gösterilen diğer aile “İmran ailesi”dir. En geniş anlamıyla Dede İmran, anneanne Hanne, kız Meryem, torun İsa, teyze Elişa (Elizabet), kocası Zekeriya ve onun oğlu Yahya’dan oluşan bir aile. Bu ailenin çekirdeğini oluşturan Hz. Hanne, Hz. Meryem ve Hz. İsa üçlüsünün kıssası, Kur’an tarafından rehberlik meselesine bir çözüm olarak sunulmaktadır. Bu üçlünün kıssası “üç kuşakta adayış” kıssasıdır. Allah’a adamak ve adanmanın ödülünün Allah tarafından özel bir terbiye ile yetiştirilmek olduğunu öğreten bu kıssa, muhataplarına “Beni kendinize çağdaş kılın! Beni kendi zamanınızda yeniden üretin!” diyen mesajlarla doludur.

En büyük aile: İman ailesi

Muhatabına model ailelerin hayatlarını sunan Kur’an, aslında muhatabının hayatında o modelleri inşa etmek istiyordu. Bu anlamda vahyin ilk inşa ettiği kişi onun ilk muhatabı olan Rasulullah idi. O bu modelleri kendi hayatına uyarladı ve kendisi de tıpkı Hz. İbrahim ve ailesi gibi bir model (usvetun) olarak gösterildi. O sadece örnek şahsiyet olarak değil, örnek aile olarak da mü’minlerin modeli idi. Belki, tecrübeli bir koca ve baba olduktan sonra risalete muhatap kılınmasının altında yatan hikmet de buydu. Hz. Muhammed sadece bir koca ve baba olarak değil, bir yeğen, bir damat, bir kayınpeder, bir dede konumunda ve akrabalığın daha birçok alanında örneklik etti. Ailesini örnek bir aile olarak yetiştirdi ve bu örnekliği de gelecek kuşakların istifadesine açmaktan kaçınmadı. Bu yüzden onun aile hayatını kendi ailemizin hayatından daha ayrıntılı bilme bahtiyarlığına eriştik.

O, aileyi kan bağıyla sınırlı tutmadı. Nasıl ki, kıyamete kadar gelecek tüm mü’minler Hz. İbrahim’e “iman ailesi” kılınmıştı... Nasıl ki, biz namazlarımızın tahiyyatında kan atamıza duadan önce iman atamız olan Hz. İbrahim’e dua ediyorduk... İşte Hz. Muhammed de tıpkı öyle yaptı. Kan ve ırk yönünden yedi kat yabancı olan İranlı Selman’a “Selman bizdendir, ehl-i beytimizdendir” diyerek, ailenin sınırlarını iman bağını kapsayacak şekilde genişletti. Aslında Nebi’nin “Peygamberler miras bırakmaz” sözünü, zımnen “Peygamberin mirası risalettir, onu da büyük ailesi olan ümmetine bırakmıştır” şeklinde anlamak yanlış olmasa gerekti. Aynı hassasiyeti öz kardeşini Bedir esirleri arasında görüp “Şimdi benim kardeşim (şu an Allah’a karşı savaşan) sen değilsin, seni esir alan bu kişi!” diyen Mus’ab b. Umeyr’de de görüyoruz.

“Mü’minler ancak kardeştirler” ilahi düsturu, zaten iman eden herkesi kardeş olmaya mecbur kılıyor. Bunun bir başka ifadesi daha var: İman ailesine dâhil olmak. Buna Allah Rasulü’nün “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız” hadisini de ilave etmek gerek. Bunun anlamı şudur: Vahyin yeryüzündeki hedeflerinden biri, aynı iman etrafında dünyanın en büyük ailesini oluşturmaktır. Vahyin bu hedefini, kökü cennette olan ve dalları dünyaya ağan bir tûba ağacına benzetebiliriz. İşbu ağacın çekirdeği aile, düşmanı tefrika, güneşi vahdet, suyu merhamettir.

İslam itikadında tevhidin yeri ne ise, İslam cemaatinde vahdetin yeri de odur. Her aile, tevhid bilinciyle vahdete doğru atılmış mübarek bir adımdır.

İNSAN ANCAK TEENNÜS ETTİĞİNDE “VAHŞİ” OLANA MENSUP OLMAKTAN ÇIKIP “İNSİ” OLANA MENSUP OLUR. ZİRA O “SOSYAL BİR CANLIDIR.”

AİLE; BİRBİRİNDEN DESTEK ALAN, BİRBİRİNE DAYANAN VE YASLANAN, BİRİNİ ÇEKİNCE DİĞERİ AYAKTA KALAMAYAN BİRDEN FAZLA UNSURUN BİRLİKTELİĞİDİR.

ZEVC; BİRİ DİĞERİNİN YERİNİ TUTMAYAN VE BİRBİRİNİ BÜTÜNLEYEN İKİ UNSUDAN HER BİRİDİR.

TESETTÜR EMRİ BİR “GİYİNME” DEĞİL, BİR “ÖRTÜNME” EMRİDİR. İÇİNDE TESETTÜR ŞUURU OLMAYAN BİR GİYİNME, KOLAYCA TEŞHİRİN TAMAMLAYICI BİR UNSURUNA DÖNÜŞEBİLİR.

HZ. PEYGAMBER VAHYİ İLK ALDIĞINDA “SOKAĞA” DEĞİL “EVE” DÖNDÜ. ÇÜNKÜ EV “NEREDEN BAŞLAMALI?” SORUSUNUN TAM CEVABIYDI.

EZVAC BİRİ OLMADAN DİĞERİ OLMAYAN, EZDAD İSE BİRİ OLUNCA DİĞERİ OLMAYANDIR. MODERN AKIL EZVAC OLAN KADIN-ERKEK ÇİFTİNİ EZDAD HALİNE GETİRME GAYRETİ İÇİNDEDİR.

 Kur'ani Hayat Dergisi, Ocak, 2010

Haberin Etiketleri : mustafa islamoğlu
adv
SON DAKİKA
21:54 - ABD Başkanı Trump Körfez'e asker gönderme kararını onayladı!15:03 - İngiltere Başbakanı Theresa May istifa tarihini açıkladı21:18 - YSK'nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ile ilgili gerekçeli kararı açıklandı23:55 - Süper Lig'in 33. haftasında şampiyon Galatasaray10:41 - Şubat 2019 işsizlik rakamları belli oldu00:12 - Okulların tatil takvimi değişti22:18 - Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye hiç kimsenin müstemlekesi değildir00:21 - Ahmet Davutoğlu: YSK’nın kararına tepki: YSK'nın İstanbul kararı değerlerimizi zedeledi00:15 - Abdullah Gül'den YSK'nın İstanbul kararına tepki: 367 neyse YSK'nın İstanbul kararı aynı20:04 - YSK, İstanbul seçminin iptaline ve yenilenmesine karar verdi18:34 - İşte kalp krizinin 7 belirtisi12:32 - YSK, AK Parti ve MHP'nin İstanbul seçimine itirazı bugün görüşecek10:44 - Kimlik, ehliyet ve pasaport randevu süreleri bir güne düşürüldü02:00 - RAMAZAN VE ORUÇ İLE İLGİLİ SORU VE CEVAPLAR14:37 - Nisan ayı enflasyon rakamları belli oldu14:03 - Venezuela'da darbe girişimi ile ilgili son durum!22:23 - Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'ndan Venezuela'daki darbe girişimi ile ilgili açıklama22:04 - Venezuela'da askeri darbe girişimi! Maduro'dan ilk açıklama00:56 - Sanatçı Dilber Ay kalp krizinden hayatını kaybetti12:06 - Ankara'da ekmek fiyatına zam09:16 - Çiftçi Patates ve soğan ekmiyor, fiyat 5 liranın altına düşmez!20:14 - YSK'dan AK Parti'nin İstanbul için itirazı ile ilgili 3 ara karar16:55 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na saldırı ile ilgili açıklama16:51 - ABD'den İran'a yönelik yaptırım muafiyetlerine son verme kararı16:47 - YSK, AK Parti'nin İstanbul ile ilgili itirazını gündemine aldı12:52 - Yumruklu saldırıya uğrayan Kılıçdaroğlu: Planlanan bir saldırıydı10:13 - Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruk atan Osman Sarıgün gözaltına alındı23:22 - MSB'den Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı ile ilgili açıklama19:34 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nda seçim değerlendirmesi toplantısı00:52 - Sudan'da göstericiler geçici sivil yönetim ilan edilecek21:22 - İstanbul'da gözaltına alınan 2 BAE'lı şüpheli casusluktan tutuklandı15:43 - Binali Yıldırım'dan İmamoğlu'nun veri genelgesiyle ilgili açıklama15:33 - BAE casusu Kaşıkçı cinayeti şüphesiyle İstanbul'da tutuklandı15:26 - Libya’daki çatışmalarda 213 kişi hayatını kaybetti!22:47 - Binali Yıldırım'dan Ekrem İmamoğlu açıklaması19:23 - Ekrem İmamoğlu başkanlık görevini Mevlüt Uysal'dan devraldı17:20 - CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu mazbatasını aldı17:03 - İstanbul'da 31 Mart yerel seçim sonuçları açıklandı17:01 - AK Parti'nin Maltepe tutanak itirazına YSK'dan ret01:25 - İstanbul Maltepe'deki tüm oyların yeniden sayım işlemi sona erdi19:05 - AK Parti'den İstanbul sonuçları için olağanüstü itiraz18:57 - AK Parti'den İstanbul için mazbata itirazı18:54 - CHP'li Öztrak: Bu suistimale dur diyecek olan YSK'dır11:49 - İstanbul Maltepe'deki oy sayımında son durum18:55 - Binali Yıldırım: Oylarımız sandıkta iç edildi10:10 - 2019 Ocak ayı işsizlik rakamları belli oldu22:49 - AK Parti'den İstanbul için itiraz hazırlığı20:35 - AK Parti Sözcüsü Çelik'ten MKYK sonrası yerel seçim sonuçları ile ilgili açıklama20:32 - YSK, HDP'li Ahmet Türk'e mazbatayı verecek20:28 - CHP'den YSK'ya çağrı: Baskılara boyun eğmeyin21:39 - Wikileaks kurucusu Julian Assange İngiltere'de tutuklandı19:33 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Sudan'daki askeri darbe ile ilgili açıklama19:29 - YSK, Büyükçekmece ile ilgili görüşmeyi erteledi09:40 - Sudan'da askeri darbe: Devlet Başkanı Ömer el Beşir tutuklandı15:38 - Erdoğan: FETÖ ihanet çetesi mensuplarını kurumlarımızdan hala temizleyemedik12:30 - Bakan Albayrak Yeni Ekonomi Programı Yapısal Dönüşüm Adımları'nı açıkladı12:19 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İstanbul'daki seçim sonucu açıklaması: İsterse 1 oyla olsun, son kararı YSK verecek15:39 - AK Parti: İstanbul için YSK'ya henüz başvurmadık13:01 - AK Parti'den İstanbul için YSK'nın reddi ile ilgili açıklama19:20 - İran'dan ABD'ye misilleme: CENTCOM'u terör örgütü olarak ilan etti19:16 - ABD İran Devrim Muhafızları'nı terör örgütü listesine aldı!12:36 - Zindaşti davasının firari sanığı İlhan Ünğan Bağdat Caddesi'nde öldürüldü12:30 - CHP Lideri Kılıçdaroğlu'dan İYİ Parti lideri Akşener'e ziyaret11:22 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İstanbul'daki itiraz süreciyle ilgili açıklama23:11 - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: İtiraz sürecin patronu YSK'dır22:16 - CHP'den İstanbul'daki oy sayımı ile ilgili açıklama22:09 - Kırklareli'nde yeniden sayım sonuçlandı22:06 - THY İstanbul Havalimanı ile ilgili uyardı: En az 2 saat önceden gelin01:09 - AK Parti'li Yavuz: İstanbul'da oy farkı 18 binin altına indi23:21 - İşgal, darbe ve hırsızlığı seçim sandığıyla birlikte anmak12:10 - YSK Başkanı Sadi Güven'den yerel seçim sonuçları ve itiraz süreci ilgili yeni açıklama22:36 - İstanbul'da 15 ilçede geçersiz oylar yeniden sayılacak22:32 - MHP Lideri Bahçeli'den Ekrem İmamoğlu'na tepki22:22 - AK Parti'den İstanbul'daki oy sayımı ile ilgili yeni açıklama22:13 - Ekrem İmamoğlu'dan İstanbul'daki seçim sonuçlarıyla ilgili yeni açıklama07:27 - ABD'den Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yönelik olası operasyon açıklaması21:13 - Siyasi partilerin itirazıyla 21 ilde oyların yeniden sayılmasına karar verildi13:34 - AK Partili Yavuz'dan CHP'li İmamoğlu'na sorular: Hangi hakla şimdiden kendini başkan ilan ediyorsun?12:47 - AK Partili Ünal: İmamoğlu devam eden hukuki süreçten neden rahatsız?12:39 - Ekrem İmamoğlu İstanbul'daki seçim sonuçlarıyla ilgili açıklama yaptı10:11 - Mart ayı enflasyon rakamları belli oldu09:10 - YSK İstanbul'da 7 ilçe için tedbir kararını kaldırdı21:14 - AK Partili Yavuz: İstanbul'da büyük usulsüzlükler var, oy farkı düşmeye devam ediyor15:51 - İYİ Parti'de Koray Aydın ve Ümit Özdağ görevlerinden istifa etti15:15 - Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'ndan elektriğe zam açıklaması21:11 - İstanbul'da seçim sonuçlarıyla şaşırtan ilçeler15:50 - AK Parti İstanbul İl Başkanı Şenocak: İstanbul'da sonucu etkileyecek usulsüzlükler mevcut14:02 - Resmi olmayan sonuçlara göre İstanbul'da Ekrem İmamoğlu önde10:53 - İstanbul'un ilk başörtülü belediye başkanı! (Şeyma Döğücü kimdir?)10:46 - YSK Başkanı Güven açıkladı: İstanbul'da İmamoğlu önde!01:16 - Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan balkon konuşması01:09 - CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve Ankara adayı Yavaş'tan açıklama00:56 - CHP İstanbul adayı İmamoğlu: İstanbul'u kazandığımızı biliyorum00:51 - CHP Lideri Kılıçdaroğlu: İstanbul'da Ekrem İmamoğlu kazanmış durumda00:48 - AK parti adayı Binali Yıldırım: İstanbul'da seçimi kazandık00:03 - Gazze sınırında tansiyon yükseldi: 4 ölü, 316 yaralı!07:32 - Genel Sağlık Sigortası borcu olan vatandaşlara yıl sonuna kadar ücretsiz sağlık hizmeti08:52 - 40 dakika ders, 40 dakika teneffüs uygulaması başladı19:41 - Trump, işgal altındaki Golan Tepeleri kararnamesini imzaladı19:32 - İsrail, abluka altında bulunan Gazze'deki Hamas hedeflerini vuruyor
Henüz yorum yapılmamış. Yorum yapmak için tıklayın
lütfen bekleyiniz
Yorumunuz:
Yazarın Diğer Makaleleri

Son Haberler Bölümler